40-40 kolon olur mu? Ankara’da bir inşaat sohbetinden başlayan merak Ankara’da büyüyen biri olarak inşaat sesine yabancı değilim. Çocukken yaz tatillerinde apartmanın karşısındaki şantiyeyi izlerdim. Beton mikserinin sesi, demirlerin birbirine çarpışı, işçilerin sabah erken saatlerdeki hazırlığı… O dönem sadece gürültü gibi gelirdi. Şimdi 25 yaşında, ekonomi okumuş ve veriyle uğraşmayı seven biri olarak aynı sahneye baktığımda bambaşka şeyler görüyorum. Geçen gün bir arkadaşım “40-40 kolon olur mu?” diye sorduğunda zihnimde o eski şantiye görüntüsü canlandı. Ama bu sefer mesele sadece bir merak değil, ciddi bir yapı güvenliği sorusuydu. Çünkü kolon dediğimiz şey, bir binanın omurgası. Ve bu omurga yanlış tasarlanırsa…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Şehirlerin Köyle İmtihanı: Ben, Trafik ve Türkiye’de En Az Köyü Olan İl Meselesi İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Ve şunu baştan söyleyeyim: Köy kelimesi bende iki şey çağrıştırıyor. Birincisi, yazın gidince “burada zaman duruyor galiba” hissi. İkincisi ise aile büyüklerinin “sen şehirde bozuldun” bakışı. Ama son zamanlarda kafamı kurcalayan daha garip bir soru var: Türkiye’de en az köyü olan il hangisi? Bunu düşünürken kendimi bir anda Google Maps’te zoom yaparken buldum. “Bak burası köy müydü ya?” diye diye yarım saat geçmiş. İzmir’de büyümüş biri olarak şehir-köy dengesi zaten içimde hafif bir yazlık-şehir karmaşası yaratıyor. Ama işin içine “en az köy” girince,…
Yorum BırakDöviz arzı artarsa ne olur? Küresel ve yerel etkiler üzerine günlük hayattan bir bakış Bursa’da yaşayan biri olarak döviz konuları artık sadece ekonomi haberlerinde gördüğüm başlıklar değil, doğrudan günlük hayatın içine karışmış bir gerçeklik. Market fiyatları, elektronik ürünlerin etiketleri, hatta arkadaşlarla yapılan tatil planları bile dövizin hareketine göre şekilleniyor. Son zamanlarda en çok merak edilen konulardan biri de şu: Döviz arzı artarsa ne olur? Bunu sadece teknik bir ekonomi sorusu gibi değil, gerçekten hayatın içinde karşılığı olan bir mesele gibi düşünmek gerekiyor. Çünkü döviz arzı dediğimiz şey, hem Türkiye’de hem de dünyada fiyatlardan ticarete, yatırımlardan bireysel harcamalara kadar geniş bir…
Yorum BırakÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Tarihi Anlamlandırma İhtiyacı Bugün Cundaadasi olarak Amerika’da iç savaş neden çıktı hakkında merak edilenleri açıklığa kavuşturuyoruz. İnsan zihni, yalnızca bilgiyi depolayan bir yapı değildir; aynı zamanda geçmişi yeniden yorumlayan, bugünü sorgulayan ve geleceği tasarlayan dinamik bir öğrenme alanıdır. Tarih öğrenimi bu nedenle sadece olayları sıralamak değil, neden-sonuç ilişkileri kurarak toplumsal yapıları anlamlandırma sürecidir. Amerika’da iç savaşın nedenleri incelenirken de mesele yalnızca bir çatışmanın kronolojisi değildir; bu olay, öğrenme teorilerinden pedagojik yaklaşımlara, hatta dijital çağın eğitim yöntemlerine kadar uzanan çok katmanlı bir düşünme alanı sunar. Bu bakış açısıyla, tarihsel bir olay olan Amerikan İç Savaşı’nı anlamak, aynı…
Yorum BırakSevgili Cundaadasi takipçileri, bugünkü yazımızda “Helyum gazı insanı kaldırabilir mi” konusuna odaklanıyoruz. Helyum gazı insanı kaldırabilir mi? temel bir sorunun zihindeki yankısı Konya’nın rüzgârı bazı günler sert eser, bazı günler ise sanki hiçbir şey yokmuş gibi durur. Böyle günlerden birinde gökyüzüne bakarken aklıma takılan soru hep aynı yere çıkar: Helyum gazı insanı kaldırabilir mi? Bunu sadece bir fizik problemi gibi düşünmek kolay olurdu. Ama zihnin içinde iki ayrı ses konuşmaya başlayınca mesele basit bir denklemin çok ötesine geçiyor. İçimdeki mühendis hemen devreye giriyor: “Bu tamamen kaldırma kuvveti meselesi. Yoğunluk farkını hesapla, sonucu görürsün.” İçimdeki insan tarafı ise daha farklı bakıyor:…
Yorum BırakSimyayı Kim Bulmuştur? İktidar, Bilgi ve Siyasal Düzen Üzerine Bir Siyaset Bilimi Okuması Bir toplumda “kim neyi buldu?” sorusu, yüzeyde tarihsel bir merak gibi görünür. Ancak bu soru çoğu zaman çok daha derin bir siyasal problemi gizler: Bilginin sahibi kimdir, bilgi nasıl meşrulaşır ve hangi güç ilişkileri belirli anlatıları görünür kılar? “Simyayı kim bulmuştur?” sorusu da tam olarak bu noktada yalnızca bilim tarihiyle değil, siyasal iktidarın bilgi üretim süreçleriyle kesişir. Simya, tek bir kişi tarafından “bulunmuş” bir keşif değildir. Aksine, Antik Mısır’dan Helenistik dünyaya, İslam medeniyetinden Orta Çağ Avrupa’sına uzanan çok katmanlı bir bilgi ağının ürünüdür. Bu nedenle mesele bir…
Yorum BırakBelgelerin Anlatıya Dönüşümü: Ambar Tesellüm Fişi ve Taşıma İrsaliyesi Üzerine Edebi Bir Okuma Dil, yalnızca anlam taşıyan bir araç değil; aynı zamanda gerçekliği kuran, dönüştüren ve yeniden yazan bir sahnedir. Her kelime, görünmeyen bir düzenin parçası olarak dünyayı yeniden kurar; her metin, başka metinlerle konuşan bir yankı odasıdır. Bu nedenle en sıradan görünen ticari belgeler bile, edebiyatın geniş evreninde birer anlatı formuna dönüşebilir. ambar tesellüm fişi ve taşıma irsaliyesi de bu dönüşümün tam merkezinde, anlamın sınırlarını zorlayan iki metin olarak okunabilir. Metin Olarak Belgeler: Bürokratik Yazının Edebi Potansiyeli Ambar Tesellüm Fişi: Kabulün Sessiz Anlatısı Ambar tesellüm fişi, ilk bakışta yalnızca…
Yorum Bırak30 KDV var mı? Günlük Hayatın İçinde Vergiyi Anlamaya Çalışırken Cundaadasi okurlarına özel hazırlanan bu içerikte “2025 yılı için güncel KDV oranları nedir” hakkında en önemli detayları derledik. İstanbul’da Bir Ofis Gününün İçinden Başlayan Soru Sabahları işe giderken metrobüste telefonuma düşen bildirimler arasında en çok dikkatimi çeken şey bazen haberler değil, alışveriş sitelerinin küçük yazıları oluyor. “KDV dahil fiyat”, “KDV hariç”, “vergiler eklenebilir”… İnsan böyle kelimeleri her gün görünce bir noktadan sonra düşünmeden edemiyor: 30 KDV var mı? Gerçekten böyle bir şey olabilir mi, yoksa biz sadece rakamların içinde kaybolup gidiyor muyuz? 27 yaşındayım, İstanbul’da bir ofiste çalışıyorum. Günüm ekran…
Yorum BırakAlüminyum Folyo Güneşi Keser mi? Ekonomik Bir Mercekten Günlük Bir Malzemenin Büyük Hikâyesi Merhaba sevgili okurlar, Cundaadasi ile birlikte Alüminyum folyo güneşi yansıtır mı konusuna yakından bakıyoruz. Gündelik yaşamda sıradan görünen bir nesnenin, kaynakların sınırlılığıyla şekillenen ekonomik kararlar üzerinde düşündürdüğü şeyler şaşırtıcı derecede derindir. Pencereye yapıştırılan ince bir alüminyum folyo parçası, yalnızca güneşi kesmeye yönelik pratik bir çözüm değildir; aynı zamanda enerji maliyetleri, tüketim tercihleri ve toplumsal refah arasındaki gerilimin küçük bir yansımasıdır. Bir yanda artan elektrik fiyatları, diğer yanda bireylerin minimum maliyetle maksimum faydayı elde etme çabası… Bu denge içinde “Alüminyum folyo güneşi keser mi?” sorusu teknik bir meraktan…
Yorum Bırakİnsanın çözülüşünü anlamaya çalışırken: günlük yaşamın içinden bir başlangıç Bazı hastalıklar yalnızca bedeni değil, bir toplumsal düzeni de yavaşça dönüştürür. İnsan zihninin yavaş yavaş kendine yabancılaştığı bir süreçten söz edildiğinde, mesele yalnızca nörolojik bir bozulma değildir; aynı zamanda bakım ilişkilerinin, aile içi rollerin, ekonomik yüklerin ve kültürel anlamların yeniden dağıtıldığı bir alandan bahsedilir. Alzheimer’ın son evresi nasıl olur sorusu, bu yüzden yalnızca tıbbi bir açıklama değil, aynı zamanda toplumsal bir aynaya bakma girişimidir. Bu yazıda, bireyin hafızasının silikleştiği, zaman algısının kırıldığı ve iletişimin giderek azaldığı son evreyi anlamaya çalışırken, aynı zamanda bu sürecin aileleri, bakım verenleri ve toplumun genel yapısını…
Yorum Bırak