Hayali Hikayelere Ne Denir? Bir Genç Yetişkinin Düşleri ve Gerçekleri
Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken bazen gözlerim uzaklara dalar. Hani o, dünyadan kopmuş gibi hissettiğin anlar vardır ya, işte o anları ben sıklıkla yaşıyorum. Kafamda bir sürü düşünce, bir sürü hayal, bir sürü “belki” ile karışmış bir hayatın içindeyim. Hayali hikayeler kurmak, hayal kırıklıklarını unutturur, seni başka dünyalara taşır. Ama ya gerçeğe döndüğünde? O zaman başlar zor olanı kabullenmek.
Hayallerim ve Gerçeklerim
Geçen akşam yine o eski parkta yürüyordum. Hava kararmıştı, ama ışıklar yanmadığı için park neredeyse tamamen karanlıktı. Yalnızdım. Birkaç yıldır yalnızım. Gerçekten yalnız. Bunu yazarken bile içimi bir sıkıntı sarıyor, ama belki de bir şekilde hislerimi, düşüncelerimi kelimelere dökmek bu acıyı biraz hafifletiyordur. Bunu anlamıyorum, ama deniyorum.
Parkta yürürken birden kafamda bir hikaye canlandı. Çok sıradan bir hikayeydi aslında; bir kız ve bir oğlan, eski bir bankta oturuyor, hiç konuşmadan sadece birbirlerine bakıyorlar. Ama sonra birden, o kızı ben oldum. O oğlan da sen. Yavaşça, hiç acele etmeden, uzanıp seni izledim.
“Hayali hikayelere ne denir?” diye düşündüm. Bazen hayal ettiklerimiz birer gerçek olurmuş gibi gelir. O bankta ben, sen, hiç konuşmadan birbirimizi izlerken, o kadar huzurlu ve mutlu oldum ki… Ama sonra birden o hayal dağıldı. Parkın karanlığında yalnız kaldım. Birinin yanımda olduğunu hayal ettim, ama o kişi hiç gelmedi. O an gerçek dünya baş gösterdi ve hayallerim paramparça oldu.
Bir Hayal Kırıklığının Anlamı
Bir süre sonra o bankta oturmanın, seninle olmamın yalnızca bir hayal olduğunu kabul etmek zor oldu. Hayalini kurarken içimdeki boşlukta beliren hisler bir süre sonra öfkeye dönüşmeye başladı. “Hayali hikayelere ne denir?” diye kendime sorarken, belki de sadece “gerçek olmayan şeyler” demek yetmiyordu. Belki hayali hikayeler, gerçek dünyada ulaşamadığın umutların birer yansımasıdır.
Kayseri’nin karanlık sokaklarında yalnız yürürken, insanların bana nasıl baktıklarını hissediyorum. Ne düşündüklerini bilmesem de, sanki bana bir şekilde bakışlarıyla “sen de hayal kuruyorsun, değil mi?” diyorlar. O an o kadar yalnız hissediyorum ki, yavaşça adımlarımın sesini dinleyip susuyorum. İçimdeki boşluk, hayallerimdeki umut kadar büyüyor. Ama belki de umut, bir hayale en yakın duygu olmalı.
Bir gün o bankta seninle oturacağımı hayal ettiğimde, bu bir umut muydu? Yoksa sadece kaçtığım bir gerçek miydi? Bilemiyorum. Ama o hayalin beni sarhoş etmiş olduğu hissini seviyorum.
Bir Adım Daha Yakın
Bazen umutsuzluğa düşsem de, içimde hep bir umut var. O hayali bankta oturduğumda seninle birlikte olmanın düşüncesi, belki de sadece bir anlık mutluluğum olacak. Belki bir gün, o bankın tam önünde seni göreceğim. Beni beklediğini hayal ediyorum. Ve o an, belki de bu hikaye gerçek olacak. Kim bilir?
Kendimi zorlasam da, gerçekleri kabullenmek kolay olmuyor. Ama belki de her hayali hikayenin sonunda bir gerçek vardır. Belki de o bankta, bir gün yalnız değil, birinin yanımda olduğunu hissettiğimde, o an her şey anlam kazanacak. O zaman da bu yazıyı okuyan sen, “hayali hikayelere ne denir?” diye sorarken, belki de senin de cevabın değişecek.
Hayaller ve Umutlar
Hayali hikayeler bazen bir kaçış, bazen ise bir umut olabilir. Bu yazıyı yazarken bile, belki de sana sesleniyorum. “Hayal et,” diyorum, “hayallerine dal, çünkü o hayaller seni hayatta tutacak.” Bir gün, belki de bu hikaye sana ulaştığında, senin de bir hayalin gerçek olur. O zaman belki, “Hayali hikayelere ne denir?” sorusunun cevabı başka olacak.
Şu an tek bildiğim şey, o bankta oturmayı, seninle bir geleceği hayal etmeyi seviyorum. Çünkü hayallerim benim umutlarım. Ve belki de hayalleri kaybetmeden, bir adım daha yakın olabilirim.